(Kitap yorumu aşağıya eklendi)
Merhabalar efendim :) Nasılsınız ? Umarım iyisinizdir :)
Bu sefer ilk defa deneyeceğim bir yazı yazmak istedim. Aslında tam kitaba başlayacakken hazır vaktim var neden birkaç yazı yazmayayım diye düşündüm, ee hazırda yazılacak kitap olmayınca ve elimde de başlanmamış kitaplar varken aklıma böyle bir fikir geldi :) Sanırım genelde kozmetik hakkında yazılan bloglarda oluyor ama neden kitaplar da olmasın ki yani değil mi ? :)
Evet aslında artık bu tür kitaplara ara verecektim ama çok sevdiğim bir arkadaşım hediye olarak gönderdi ve ben de okuyayım bunu da dedim :) Ve evet şimdi de ilk izlenime geçelim.
İlk olarak kitabın kapak tasarımını çok sevdim ve tabi ki yazan sözü de, "Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi. Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir. "
2. si de yazar olsun madem. Yazarımızın adı Kimberley Freeman. Asıl adı Kim Wilkins. Kimberley Freeman adını da yazmakta olduğu kadın edebiyatı kitaplarında büyükannesini onurlandırmak için kullanıyormuş.
3. olarak arka kapak yazısı.
"1929 yılında Glasgow'da yaşayan genç, güzel Beattie'nin büyük hayalleri vardır, ta ki evli sevgilisi Henry'den hamile kalana kadar... Çocuğunu evlatlık vermek üzere dünyaya getirmeden hemen önce Henry karısını terk edip Beattie ile birlikte Londra'ya kaçmaya karar verir. Orada kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır.
Tam seksen sene sonra kader, Beattie'nin torunu Emma'ya oyununu oynayacaktır. Ünlü bir balerin olan Emma, geçirdiği sakatlık nedeniyle kariyerinden vazgeçerek aile bağlarının olduğu Avustralya'ya dönmek zorunda kalır. Büyükannesinden ona kalan çiftliğe vardığında, tek amacı oradaki eşyaları düzenlemektir. Ancak dört bir tarafı sararmış fotoğraflar ve eski mektuplarla çevrili olan Emma, geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir aile sırrını çözmeye çalışırken bulur kendini. Emma attığı her adımda büyükannesiyle kaderlerinin nasıl da bir örüldüğünü keşfedecektir.
Kır Çiçeği Tepesi, yalnızca iki kadının hikâyesini barındıran yürek burkan bir roman değil, ayrıca insanın elindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir başyapıt."
Arka kapak yazısı kesin okumalıyım dedirtmedi bana açıkçası ama umarım ilgi çekici olur.
Son olarak da hakkındaki yorumlar..
"Romanın gücü, Freeman'ın oluşturduğu karakterlerin yanı sıra aşk, nefret ve utancı nasıl işlediğine de dayanıyor. Hem Beattie hem Emma kendilerini yeni bir hayata başlarken buluyor. Okuyucuları kâh neşelendiren kâh üzen de bu kadınların hikâyesidir."
-Publishers Weekly-
Bu yorum ilgi çekici olduğunu gösteriyor, abartı yorumlardan değilse.
Evet inceleme bu kadardı :) Kitabı okuduktan sonra da ayrıntılı ama spoiler içermeyen bir yazı yazmaya çalışacağım.
Sevgiyle kalın :)
Ve yeniden merhaba sevgili okurlarım :) Kitabı bitireli baya bir süre oldu, ayrı bir post yazmaya başladım ama yazamadım. Aklım hep orda kaldı ama yazacak bir şey bulamadığımı farkettim. Ne yapayım diye yakınırken de bu postta ufak bir not şeklinde ekleme yapabileceğimi düşündüm :/
Kitap bilgi bakımından yüklü olmadığı için ve dili akıcı olduğu için de hızlıca bitti. Kitap güzel ilerliyor ama sonunda "ee sonra" dedirtiyor, yani yarım bırakılmış gibi. İki ana karakterimiz var. Ve ikisi de bize aşkı ve bunun yanında da gücü, kararlılığı simgeliyor. Özellikle asıl karakter diye düşündüğüm Beattie beni büyüledi :)
Kitabı sevdim, tavsiye etme yönündeki düşüncelerim ise aynı, kafa dağıtmak-kendinize zaman ayırmak için ideal bence.
Evet bu kitap hakkında üzülerek söylüyorum ki yazabileceklerim bu kadar.
Diğer postta kadar sevgiyle kalın :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder