Seriye Puanım: 5**
"Tanrı'nın güneşi bu denli güzelse sen bir de ötekini düşün."
Nutkum tutulmuştu.
"Hangi öteki güneşi, Adam? Çok büyük olan bunu tanıyorum bir tek."
"Daha da büyük olan bir başkasından söz etmek istiyorum. Yüreğimizde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. Düşlerimizi de uyandırmak için göğsümüzde uyandırdığımız güneşten."
********
Merhabalar :)
Bugün en sevdiğim serilerden biri olmuş olan Şeker Portakalı serisinden bahsetmek istiyorum.
Aslında bir önceki postta Şeker Portakalı kitabı ve yazar hakkında konuşmuştuk o yüzden o detayları buraya tıklayarak okuyabilirsiniz ve sonra da bu postta seri hakkında düşüncelerimden, hissettiklerimden bahsedebiliriz.
Çünkü bir hayli anlatmak istediğim şey var!
Hazırsanız başlıyorum :)
( Spoiler içerir, aşırı spoiler içerir, kitabı okumadıysanız ve okumayı düşünüyorsanız devam etmeyiniz. Bir iç döküş yazısıdır.)
----
Serimizin ana karakteri ilk kitapta Zeze, sonra Zeca ve en sonuncusunda da Gum adı ile çıkıyor karşımıza. Ben Zeze!yle başladım, onunla sevmeye başladım, onunla ağladım, onunla acı çektim diye benim için hep Zeze. Zaten çok da önemli değil adı :)
Şeker Portakalı kitabında Zeze'nin 6 yaşına kadar olan yaşamına eşlik ediyoruz. Okurken onunla çocuk oldum, onunla bir oldum. Yazar kendi hayatından bir kesit sunduğu için olsa gerek çok başarılı anlatmış, buna ek olarak çeviri de çok başarılı olmuş.
Kitabı anlatmak değil de beni en çok etkileyen yerlerinden biraz bahsetsem ne olur ki acaba ?
Anlatmalıyım, bilmelisiniz.
Bir yılbaşı gecesi, fakir bir aile, hediye bekleyen çocuklar, parasız bir baba.
Daha ne diyebilirim ki ? Babanın canımı daha çok yanar yoksa hiç oyuncağı olmamış çocukların mı? Bilmiyorum. Ama o olayları anlatırken yazar içimden bir parça koptu, çünkü yaşamın kendisiydi.
Bir haylazlığı sonucu tanıştığı adam.evde beklediği ama asla bulamadığı sevgiyi Zeze'ye veren adam. Ah ne duygusaldı ilişkileri. Zeze trenin onu ezmesini isteyince Portekizli'nin yüreğinden kopanlar. Zeze söz verse bile gece tren geçene kadar eve gidememesine ne demeli ?
Ya Portekizli ölünce Zeze'nin hastalanıp günden güne erimesini ne ifade edebilir?
Ve en sondaki o sözlerle bitirdi beni.
"Bir şey daha var: Küçük şeker portakalı fidanını hemen kesmeyecekler, kesildiğinde de sen çok uzaklarda olacaksın, fark etmeyeceksin bile."
Hıçkırarak bacaklarına sarıldım
"Bu artık bir şeye yaramaz, baba; hiçbir şeye yaramaz.."
Benimkiler gibi yaşlarla dolan gözlerine bakarak bir ölü gibi mırıldandım.
"Onu kestiler bile, baba; benim küçük şeker portakalı fidanım kesileli bir haftadan çok oluyor."
Ay sanırım Şeker Portakalı hakkındakileri bitirip Güneşi Uyandıralım ve Delifişek kitapalarına geçebiliriz. :)
******
Serinin ikinci kitabı Güneşi Uyandıralım'da çoğunluklu Zeze'nin üniversiteye kadar olan okul yılları anlatılıyor.
Zeze'nin ailesinin durumundan ötürü eğitim alabilmesi için evlat verilmesiyle başlayan kitap Zeze'nin yeni ailesiyle anlaşamaması, büyümeye başlaması ve tabi ki haylazlıklarını anlatıyor.
Zeze'nin olgunlaşmasına yardım eden bir pederi, bir sinema karakterinin hayali ve kurbağası vardır. Kitabın sonunda,yani Zeze olgunlaştıkça peder dışındakiler birer birer Zeze'yi terk ederler. Buna Zeze'den daha çok üzüldüm sanırım ben :(
2. kitabın sonunda Zeze'nin 40'lı yaşlarından bahsediyor ama Delifişek'te 40'lı yaşlarıyla devam etmeyip gençlik çağının ayrıntılarına, aşklarına başlıyoruz. Çok sevdim!
Zeze aşık olunca, aşk acısı çekince içimdeki fırtınaların fazlalığıyla sarsıldım. Bide fonda Sezen Aksu- Sarı Odalar vardı, düşünebiliyor musunuz ? Ah ah.
Ve kitabın sonunda Zeze ailesinin baskılarına dayanamayıp bir gemide çalışmaya başlar. Gitti cağnım Zeze'm.
****
Evet, kitaplar hakkında düşüncelerim, hislerim bu kadardı. Fazla mı abarttım diye baktım da yok ya abartmadım. Neden böyle söylüyorum, çünkü her anını gerçekten hissettim. Belki çok depresif olduğum bir dönemde okuduğum için beni bu kadar etkiledi, bilemem ama ben çok sevdim Zeze'yi.
****
Şeker Portakalı'nın bir filminin olduğundan bahsetmiştim size diğer postta. Bir ara izlemeyi düşündüm ama sonra Zeze'yi somutlaştırmaya korktum. Ben hep soyut düşündüm, bir beden oluşturmadım kafamda Zeze için, o yüzden izlememeye kesin karar verdim.
***
Kitap hakkındaki söyleyeceklerim bitti ama bahsetmek istediğim birkaç şey var.
- resim olarak artık kendi çektiğim fotoğrafları kullanmaya karar verdim, daha iyi olur diye düşündüm bakalım.
- Diğer şey ise artık bloga gerçekten çok beğendiğim, bir şeylerinden bahsetmek isteyeceğim kitapları yazmaya başladım uzun süredir, diğer kitapları istagram hesabımdan paylaşıyorum. Onlara da bakmak isterseniz beni asmalllibrary olarak bulabilir veya direk buraya tıklayarak profilime ulaşıp takip edebilirsiniz.
****
SEVGİYLE KALIN..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder