Merhabalar!
Çok uzun bir aradan sonra bloga dönüş yapmış bulunmaktayım. Burada olmadığım süre içinde birçok güzel kitap okudum, elimden geldiğince onları sizlerle de paylaşacağım. :)
Bugün ise hem yazar ile tanışma hem de yazarın okuduğum ilk kitabını size aktaracağım.
Yazarımız: Tarık TUFAN
Kitap: Kekeme Çocuklar Korosu
***
Kitapevinde dikkatimi çeken Tarık Tufan'ın kitaplarından ilk elime aldığımın yazarın ilk kitabı olması çok güzel bir tesadüf oldu doğrusu. Bende madem ilk olarak ilk kitabını okudum bundan sonra okuyacağım kitaplarını da kronolojik sıra okuyup en sonunda yazarın yıllar içindeki değişimlerini yorumlamaya çalışırız diye düşündüm. Umarım yapabilirim. :)
***
***
Yazarımız hakkında birkaç bilgi verme fikri de kendisini biraz araştırdıktan sonra karar verilmiş oldu. Bence tanınmaya değer bir yazar, güzel işlere de imza atmış.
Kendisi İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü mezunu ve Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsünde Sosyoloji bölümünde yüksek lisansını tamamlamış. (Bunları özel olarak belirtmek istedim çünkü yazarın eserlerinde hakim olan iki temel olguyla ilişkili buldum.)
Yazarımız sadece eser kaleme almamış aynı zamanda televizyon-radyo programları yapmış, film senaristliğine de el atmıştır. Hatta ilk film senaryosu olan "Uzak İhtimal" 2009 İstanbul Film Festivalinde "En İyi Senaryo" ödülüne layık görülmüş. İkinci filmi olan "Yozgat Blues" ile de 2013 Altın Koza Festivalinde "En İyi Senaryo" ödülünü almıştır. (Duduğuma göre radyo programı olan Düş Vakitleri" de baya güzelmiş :) )
***
***
Kekeme Çocuklar Korosu hakkında:
- Kitapta ilk kafa karışıklığım hem bir bütün olup hem olmamasıydı. Yani aslında yazarımız bir radyo programını ele alıyor lakin araya farklı zamanlara ait olaylar serpiştirilmiş. Kitabı bu şekliyle de beğendim ama ilk başta biraz zorladığını kabul etmeliyim. :) Ama kitabım felsefik-sosyolojik çıkaarımlarla dolu olduğu düşünülürse tarz olarak uygun da olmuş diyebilirim.
-İkinci değerlendirmem yazarın diline yönelik.
Yazar o kadar yumuşak o kadar naif bir anlatıma sahip ki kitap akıp gidiyor ve gayet sakin bir okuma yapmanızı sağlıyor, sizi yormuyor.
-Diğer bir açıklama ise konusuna yönelik olmalı tabi ki. Konu bütünlüğü mevcut değil kitapta ama temamız toplumsal yargılar, olaylar. Birçok farklı olaya değinmiş Tarık Tufan kendi görüşleri ile harmanlayarak. Değindiği birkaç konu şöyle: çocuk işçiler, aşk, hastalık-ölüm, başörtüsü sorunu (28 Şubat). Tabi bu başlıkları genel hat olarak yazdım, kitapta bunlar böyle başlıklar halinde yer almıyor, hikayeciklerin içine yerleştirilmiş halde bulunuyor.
-Kitap hakkındaki görüşlerim özetle bunlar.
Ben kitabı sevdim hatta arada açıp okuyacağım. :)
***
Bugün ise hem yazar ile tanışma hem de yazarın okuduğum ilk kitabını size aktaracağım.
Yazarımız: Tarık TUFAN
Kitap: Kekeme Çocuklar Korosu
***
Kitapevinde dikkatimi çeken Tarık Tufan'ın kitaplarından ilk elime aldığımın yazarın ilk kitabı olması çok güzel bir tesadüf oldu doğrusu. Bende madem ilk olarak ilk kitabını okudum bundan sonra okuyacağım kitaplarını da kronolojik sıra okuyup en sonunda yazarın yıllar içindeki değişimlerini yorumlamaya çalışırız diye düşündüm. Umarım yapabilirim. :)
***
"Arka arkaya fotoğraflarla doluyor beynim. Bunları en gerilere itmiştim. Bu kez üzerime sıkı geliyor. Öldürücü darbeyi vurmaya mı hazırlanıyor acaba? Hayır, bunu başaramayacak. Buna izin vermemeliyim. Sürekli haklılık paylarını güçlendirmeye çalışıyor, saklamalıyım, genlerde tutmalıyım, zihnimin ıssız sokaklarına itmeliyim bütün bunları."
Yazarımız hakkında birkaç bilgi verme fikri de kendisini biraz araştırdıktan sonra karar verilmiş oldu. Bence tanınmaya değer bir yazar, güzel işlere de imza atmış.
Kendisi İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü mezunu ve Marmara Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsünde Sosyoloji bölümünde yüksek lisansını tamamlamış. (Bunları özel olarak belirtmek istedim çünkü yazarın eserlerinde hakim olan iki temel olguyla ilişkili buldum.)
Yazarımız sadece eser kaleme almamış aynı zamanda televizyon-radyo programları yapmış, film senaristliğine de el atmıştır. Hatta ilk film senaryosu olan "Uzak İhtimal" 2009 İstanbul Film Festivalinde "En İyi Senaryo" ödülüne layık görülmüş. İkinci filmi olan "Yozgat Blues" ile de 2013 Altın Koza Festivalinde "En İyi Senaryo" ödülünü almıştır. (Duduğuma göre radyo programı olan Düş Vakitleri" de baya güzelmiş :) )
***
"Hayatı çoktan seçmeli sorular gibi algılıyorsun. Oysa sandığın kadar çok değil seçenekler. Yalnızca iki şıktan söz edebilirsin. Ve bun ikisi birbirini reddetmiyor. Sen ve Tanrı. "
Kekeme Çocuklar Korosu hakkında:
- Kitapta ilk kafa karışıklığım hem bir bütün olup hem olmamasıydı. Yani aslında yazarımız bir radyo programını ele alıyor lakin araya farklı zamanlara ait olaylar serpiştirilmiş. Kitabı bu şekliyle de beğendim ama ilk başta biraz zorladığını kabul etmeliyim. :) Ama kitabım felsefik-sosyolojik çıkaarımlarla dolu olduğu düşünülürse tarz olarak uygun da olmuş diyebilirim.
-İkinci değerlendirmem yazarın diline yönelik.
Yazar o kadar yumuşak o kadar naif bir anlatıma sahip ki kitap akıp gidiyor ve gayet sakin bir okuma yapmanızı sağlıyor, sizi yormuyor.
-Diğer bir açıklama ise konusuna yönelik olmalı tabi ki. Konu bütünlüğü mevcut değil kitapta ama temamız toplumsal yargılar, olaylar. Birçok farklı olaya değinmiş Tarık Tufan kendi görüşleri ile harmanlayarak. Değindiği birkaç konu şöyle: çocuk işçiler, aşk, hastalık-ölüm, başörtüsü sorunu (28 Şubat). Tabi bu başlıkları genel hat olarak yazdım, kitapta bunlar böyle başlıklar halinde yer almıyor, hikayeciklerin içine yerleştirilmiş halde bulunuyor.
-Kitap hakkındaki görüşlerim özetle bunlar.
Ben kitabı sevdim hatta arada açıp okuyacağım. :)
***
" (haberlerden)
On iki yaşındaki çocuk iş bulamadığı için intihar etti. Mardin'den İstanbul'a gelen A.K.
On iki yaşındaki çocukların iş bulabilmesini diliyorum. On iki yaşındaki çocukların intihar edebilecekleri bir ip bulamamalarını diliyorum. On iki yaşındaki çocukların sokaklarda yürürken akıllarına ölüm düşmemesini diliyorum. On iki yaşındaki çocukların hayatı algılama başladıkları ilk anda tökezlememelerini diliyorum. On iki yaşındaki çocukların yalnızca yere düşen dondurmalarına, kirlenen pantolonlarına, kırılan bisikletlerine, yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum.
On iki yaşında çocuklar.
On iki yaş.
Çocuklar..
Ölüm..
İntihar.."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder