Kitap: Sırça Köşk
Yazar: Sabahattin Ali
Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları
Sayfa Sayısı: 152
Basım Yılı: 1947
Tür: Öykü
Puanım: 3.7
Merhabalar :)
Bir hafta kadar önce bitirdim kitabı ama vize haftam olduğu için bir türlü bloga yazamadım.İyisiyle kötüsüyle vize haftamı geride bıraktım ve buraya geldim :) Hemen başlıyayım o zamaan.
YAZAR
Sabahattin Ali'nin hayatının hangi kesmini kesip alabilirim ki bu bölüme diye düşündüm ama mümkün değil maalesef. O yüzden bu değerli yazarın hayatının kısa bir özetini barındıran bir link koyup edebi hayatı hakkında bir kaç şey yazmak istiyorum.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Sabahattin_Ali)
Sabahattin Ali yaşamına şiir ile başlamış bir yazar. Yazıya şiir ile başlamak, ne denebilir ki, muazzam olsa gerek :)
Bir çok dergide yazdığı hikayelerin yan ısıra bir daha denemese bile 3 perdelik bir oyun yazdı.
"Dağlar ve Rüzgar" adlı şiir kitabından sonra bir daha şiir de yazmamıştır.
Kalan hayatında bize bir çok şey hissettiren hikayelerini ve romanlarını yazmıştır.
Sabahattin Ali yaşamına şiir ile başlamış bir yazar. Yazıya şiir ile başlamak, ne denebilir ki, muazzam olsa gerek :)
Bir çok dergide yazdığı hikayelerin yan ısıra bir daha denemese bile 3 perdelik bir oyun yazdı.
"Dağlar ve Rüzgar" adlı şiir kitabından sonra bir daha şiir de yazmamıştır.
Kalan hayatında bize bir çok şey hissettiren hikayelerini ve romanlarını yazmıştır.
YORUM
Sırça Köşk, hikayeler ve kısa masallardan oluşan bir kitap. Aslında bölümlü olan kitapları okumayı seven bir insanımdır ama bu kitap pek benim sevebileceğim, bağ kurabileceğim bir kitap olmadı. Sabahattin Ali'nin kitabı hakkında kötü bir yorum yapma hakkını kendimde görmediğim için de acaba benim kaçırdığım bir şey mi oldu diyerek kitap hakkındaki diğer bloggerların yorumlarına baktım. Kitap siyasi bir içerik barındırıyormuş meğer, ee haliyle ben anlayamamışım derinliğini diye düşündüm. Sanırım en güzeli bu oldu :)
Kitabın son masalı kitaba da adını veren " Sırça Köşk", ve benim de fazlasıyla beğendiğim bir masal oldu. Son cümleleri özellikle kitabı biraz daha benimsememe vesile oldu.
Sizinle de paylaşmak istiyorum.
"Sakın tepenize bir Sırça Köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
ARKA KAPAK
"Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. 'Hep kötü, sakat şeyler mi göreceksin?' diyorlar. 'Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir kaşık toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu ?"
Sevgiyle kalın..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder